Sizin hiç anneniz öldü mü?

Icim kar diyarı; öpünce, Cano deyince, ses verince, bakınca, yaralarımı iyileştiren, hayata asılmamın üç müsebbibinden enn eni, imkansızı da “sana güveniyorum, sen yaparsın” diyerek motive edenim. Dualarıyla bana zırh örenim.
Gitti…

Içim üşüyor, yüreği yanarken içi nasıl da üşürmüş insanın?

Seçim zamanlarında kapılar gezilip “oyunu bize verirsen, şu kadar para, erzak vereceğiz” diyen birine “biz oyu namus biliriz, o yüzden başka kapıya” dediğinde, fakirliğin dibindeydik, ama o “aç kalsam da onurumdan ödün vermem” diyerek yaşadı… Annem/di.

Bir tarafı çok güçlü, bir tarafı çok nahif, bir tarafı çok mütevazı, bir tarafı çok mağrur, ama hep çok asil… Sır küpü, mahallenin hanım ağası, uzlaştırıcı muhtarı, mahalledeki tüm çocukların sevgili nenesi, ailesinin kıymetlisi, torunlarının baştacı anneannesi, Selmoşları, çocuklarının Selime Sultanı… Zaman zaman mesafeli tutumu torunlarıyla değişti, öyle ki torunları istedi diye Rap yaptı, torunları istedi diye şapka taktı, dans etti, şarkı söyledi …
Annem/di.

Hayatın ona çok adil davrandığı söylenemez..Ama başlarına taç yapan evlatları, kardeşleri, yeğenleri, dostları oldu Hanım Ağa’nın. Hakettiği gibi…Daha çok eksiğe odaklı olduğu zamanlar da oldu, hatta çok oldu… Küçücük pireler deve yapıldı, üzüldü ve üzdü…Onun üzülmesiydi, sevenlerinin üzülme nedeni…
Annem/di.

Ben hayatta en çok annemi sevdim…Yapmam ve söylemem elzem durumlardan bazen, bir zaman geri durduysam sebebi annemdi…Yüreğimi parça parça eden insanlarla uzlaştıysam sebebi annemdi…
O üzülmesin, o yaralanmasın, o güzelim yeşil gözleri bulutlanmasın içindi suskunluklarım, sustuklarım, eyvallahlarım…
O yok…Onun sesi de sesime değmeyecek artık, telefonu her açtığında, her defasında, ama her defasında “Canan, Cano, nasılsın birtanem” cümlesini duyamayacağım….
Telefonu her kapatışımda, cep telefonundan beni öpmeye çalıştığını da göremeyeceğim… Arayıp ulaşamayınca, telaşlanıp herkesleri aramayacağım artık…”Anne aç kucağını ben geliyorum” diyemeyeceğim artık…

Çok erkendi annem be, çok erken…Ben sana daha sık gelecektim artık, geliyordum da.Seninle daha uzun sohbetler yapıyorduk artık, yapacaktık da…Ben sana doyacaktım, yıllardan intikam alır gibi, üç yılda bir görüşmenin acısını çıkaracaktık.Ben artık çocuk olacaktım bu yaşımda…Hevesim kursağımda, hevesim bende kaldı.
Sanki asıl şimdi tam büyüdüm, yaşlandım, yaş aldım…

Ben hayatta en çok annemi sevdim…
Ölüm hayata dahil, sevdiğini kaybetmek ölüme ramak. O sadece anne değildi ki bizim için, o bana/bize baba, arkadaş, dost, yoldaş da oldu, o kadar çoktu ki, o kadar fazla!
“Sizin hiç anneniz öldü mü? Benim öldü,
kör oldum,” sağır oldum,bülbül-i şeydâ oldum.
Bir parçam değil, çok parçam sende kaldı Sultan’ım. Elim yüzüm sen içinde!
Anne ben seni şimdiden çok özledim, ya yarın?

Icim kar diyarı; öpünce, Cano deyince, ses verince, bakınca, yaralarımı iyileştiren, hayata asılmamın üç müsebbibinden enn eni, imkansızı da “sana güveniyorum, sen yaparsın” diyerek motive edenim. Dualarıyla bana zırh örenim.Gitti… Içim üşüyor, yüreği yanarken içi nasıl da üşürmüş insanın? Seçim zamanlarında kapılar gezilip “oyunu bize verirsen, şu kadar para, erzak vereceğiz” diyen birine “biz oyu…

Icim kar diyarı; öpünce, Cano deyince, ses verince, bakınca, yaralarımı iyileştiren, hayata asılmamın üç müsebbibinden enn eni, imkansızı da “sana güveniyorum, sen yaparsın” diyerek motive edenim. Dualarıyla bana zırh örenim.Gitti… Içim üşüyor, yüreği yanarken içi nasıl da üşürmüş insanın? Seçim zamanlarında kapılar gezilip “oyunu bize verirsen, şu kadar para, erzak vereceğiz” diyen birine “biz oyu…