Ritüellerin Dayanılmaz Hafifliği

Yaşama, kendimizi kalpten bir farkındalıkla açmazsak, içinde bulunduğumuz yaşam koşulları ne kadar iyi olursa olsun bizim için görünmez olabilir.

Hayata bakma ve hayatı deneyimleme bakışımızda değişiklik yapmaya ihtiyaç duyduğumuzda, yavaşlamayı ve dikkatimizi, ilgimizi gerçekten yaptığımız eylemde tutmayı denersek, belki de içinde bulunduğumuz koşulların iyi olduğunu anlayabiliriz.

Bazen sıkılıyoruz, hep aynı şeyleri yapmaktan, aynı konulardan, güldüğümüz şeylerin bile aynı olduğu, öfkelerimizin saatinin bile değişmediği günlük rutinlerden kaçmak istiyoruz.

Ben bugün bunların hepsinden kaçtım meselâ.
Bir arkadaşımla buluşup kahve içtim, Türk kahvesi yanında fındıklı draje çikolatayla.
“Bunalıyorum” dedim ” bazen”
” Nefes alamıyorum, oysa geçerli hiç bir sebebim yok”

Dedi ki; günlük rutinlerini değiştir ya da o rutinlerin özünü kavra.
Mesela; sabah kahveni eline aldın, üzerinden çıkan dumanın kıvrımlarını izle, hangi yöne doğru gittiğine bak, nerde bitiyor duman, sonra fincanı parmaklarınla kavra, sıcaklığını hisset, şarkı söyle, en sevdiğin neyse.
Bırak konu komşu duysun, hatta onlar da eşlik etsin.
Ritüellerin olsun günlük, onları yapmazsan güne başlama, bırak herkes beklesin, sen kendin için bir şeyler yap.
Sonra ayrıldık, yol boyu düşündüm.
Gündelik hayat içinde pek çok rutinimiz var aslında, tekrar tekrar, döne döne her gün yaptığımız.

Kokulara, renklere, bedenimizdeki hislere, duyularımıza açık olarak kaldığımızda bir rutini, bir ritüel haline getirmek hakkaten mümkün.

Ritüel yapmak için özel günleri, farklı anları beklemeden, en sıradan, en günlük hale bir özenle ve farkındalıkla yaklaştığımızda sıradanlık içinde renkliliği görmek de mümkün.
Sonra dedim ki; benim zaten ritüellerim var.
Ben zaten rutinletimi, ritüel haline getirmişim.
Sadece bunun ritüel olduğunun farkında degilim.
Rutin deyip, öyle kabullenmişim.
Sonra kendine aldığı bir tütsü paketinden tek bir tütsü verdi bana.
“Eve gidince yak bunu”
“Gözlerini kapatıp duyduğun kokunun aromasına yoğunlaş. Nefesini doğal akışında sadece rahatça alıp ver ve duyumsadığın kokuyu yorum yapmadan izle.”

Sadece koku ve o an…

Ne büyük bir mucize…

Banu Erbilgin


Yaşama, kendimizi kalpten bir farkındalıkla açmazsak, içinde bulunduğumuz yaşam koşulları ne kadar iyi olursa olsun bizim için görünmez olabilir. Hayata bakma ve hayatı deneyimleme bakışımızda değişiklik yapmaya ihtiyaç duyduğumuzda, yavaşlamayı ve dikkatimizi, ilgimizi gerçekten yaptığımız eylemde tutmayı denersek, belki de içinde bulunduğumuz koşulların iyi olduğunu anlayabiliriz. Bazen sıkılıyoruz, hep aynı şeyleri yapmaktan, aynı konulardan, güldüğümüz…

Yaşama, kendimizi kalpten bir farkındalıkla açmazsak, içinde bulunduğumuz yaşam koşulları ne kadar iyi olursa olsun bizim için görünmez olabilir. Hayata bakma ve hayatı deneyimleme bakışımızda değişiklik yapmaya ihtiyaç duyduğumuzda, yavaşlamayı ve dikkatimizi, ilgimizi gerçekten yaptığımız eylemde tutmayı denersek, belki de içinde bulunduğumuz koşulların iyi olduğunu anlayabiliriz. Bazen sıkılıyoruz, hep aynı şeyleri yapmaktan, aynı konulardan, güldüğümüz…