Minimal Yaşamlar

Önce her şey toprağı terasa taşımakla başladı…
Madem biz gidemiyorduk biraz daha büyük şehrin üzerimize kurduğu baskıya göğüs germeye çalışıyorduk o zaman toprağı, saksıda da olsa taşıyacaktık hayatımıza…

Böylece kocaman bir ev aldık.

Ve başladık köy hayatı gibi yaşamaya.
Hem toprakla haşir neşir, hem komformist bir hayatın rahatlığını birbirine karıştırıp, biraz da olsa, arzularımızı yaşatmaya başladık.

Şehir baskıcıydı, bencildi, korkunçtu, kalabalıktı, stresli ve sıkıcıydı.
Biz biraz daha şehir merkezinden uzaklaşıp, rüzgârın fırtınaya, yağmurun sele, gök gürültüsünün savaş yerine, çakan şimşeklerin ormanın üzerinde yarattığı ateş toplarına döndüğü, çam ağaçlarının o acımsı kokusunu duyabileceğimiz ve bülbüllere eşlik edebileceğimiz bir yeri seçtik.

Böylece şehrin üzerimizdeki baskısından az da olsa uzaklaşıp, kendimizi Güney ‘e doğru giden kocaman bir çevre yolunun ve ona paralel çam ormanlarının içinde bulduk.
Sabahları gün ağarmadan şakıyan bülbüle hayran kaldık, evin yanındaki ormanlık alanda seke seke yürüyen kekliklere fısıltıyla yaklaştık.
On dakikada göle ulaşıp, karabataklara ekmek atmanın zevkine kavuştuk.

Şehir bizi hala özgür kılmasa da, biz onu özgür bıraktık.
Ege’ye ulaşma ve bir küçük deniz kasabasında, minimalist bir hayata merhaba demeye henüz şartlardan dolayı kalkışamasak da, toprağın kokusunu içimize sindirmeye çalıştık.

Kızımızın odasının üstünde çatı arasında bir sürü güvercin yumurtasına ev sahipliği yapıyoruz her bahar.
Saksağanların tükrükleriyle toprağı karıştırıp sıva gibi bir maddeden inşa ettikleri yuvalarına hayret ediyoruz her yaz.

Arzularımızdan, hayallerimizden, inadımızdan ve şimdilerde çok ütopik bile görünse Ege’ye gitme sevdamızdan hiç vazgeçmiyoruz.

Mavi renkli, kocaman sepetli bir bisikletimin olacağına ve papatyalardan bir taçla kendimi rüzgâra bırakacağıma, ellerimin deniz kokacağına ve saçlarımın meltem rüzğarına katılacağına inanıyorum.
Hayallerim hep bu yönde.
Şimdilik terasım ve minik topraklarımla yetiniyorum.
Daha fazlası olacak biliyorum…

Önce her şey toprağı terasa taşımakla başladı…Madem biz gidemiyorduk biraz daha büyük şehrin üzerimize kurduğu baskıya göğüs germeye çalışıyorduk o zaman toprağı, saksıda da olsa taşıyacaktık hayatımıza… Böylece kocaman bir ev aldık. Ve başladık köy hayatı gibi yaşamaya.Hem toprakla haşir neşir, hem komformist bir hayatın rahatlığını birbirine karıştırıp, biraz da olsa, arzularımızı yaşatmaya başladık. Şehir…

Önce her şey toprağı terasa taşımakla başladı…Madem biz gidemiyorduk biraz daha büyük şehrin üzerimize kurduğu baskıya göğüs germeye çalışıyorduk o zaman toprağı, saksıda da olsa taşıyacaktık hayatımıza… Böylece kocaman bir ev aldık. Ve başladık köy hayatı gibi yaşamaya.Hem toprakla haşir neşir, hem komformist bir hayatın rahatlığını birbirine karıştırıp, biraz da olsa, arzularımızı yaşatmaya başladık. Şehir…