Düş

Uyanmadan önce, en son gördüğüm düştü
Ne kadar güzel olsa da düş, bazen uyanmak gerekiyor.
Zaten ya biri, ya da bir şey uyandırıyor.
Saat sekizdi, elimi uzattım telefona, gözüm kapalı bulmaya çalıştım el yordamıyla.
Uyanmıştım ama, hala görüyordum düşümü.
Açarsam gözümü bitecekti biliyordum.
Sonunu merak ediyordum çünkü.
Telefonu buldum, kapattım sesini.
Gözlerimi iyice yumdum.
Bir sonu olmalıydı bu düşün.
Ama olmuyordu.
Donmuş bir film karesi gibi öylece kaldı.
Anladım ki; düşler uyandığın da biter, hala gözlerini yumuk tutsan da, o bitmiştir aslında.
Kocaman bir meydan da, dev bir Çınar ağacının yanında öylece duruyordum.
Ya da bir şey bekliyor gibiydim.
Kırmızı bir bisiklet vardı, ağaca dayanmıştı.
Etrafinda binlerce Begonvil dans ediyordu Çınar’ın.
Bir sürü beyaz renkli kelebek vardı.
Ellerime, başıma ve kirpiklerime konuyordu.
Kelebeğin biri öyle bir kondu ki kirpiğime sanki gözlerini gördüm, hafif buğulu ama içi gülümseyen bir haliyle.
Bu benim düşüm müydü.
Yoksa kelebeğın mi.
Etrafta bir sürü çay bahçesi vardı ama hiç insan yoktu.
Kırmızı bisiklete uzanmak istedim, sanki biri beni tutuyordu, hani olur ya düşler de.
Varamazsın bir türlü gitmek istediğin yere.
Hava sepya rengiydi.
Biraz huzursuzluk vardı.
Hem rüzgarda, hem duyduğum şarkılar da.
Binlerce şarkı sanki birarada söyleniyordu.
Ve rüzgar o sesleri bana getiriyordu.
Uğultu gibiydi.
Hiç biri net değildi.
Sonra ellerimi yukarı doğru kaldırıp, avuçlarıma dolan suları tuttum, yağmurdu galiba, sonra yere doğru boşalttım.
Bir elimden yağmurlar aktı, arnavut kaldırım meydanın sokaklarına, diğer elimden kağıttan gemiler.
Birleştiler bir yağmur oluğunun içinde, denize doğru gittiler.
Yemyeşil bir yamaç vardı ufukta.
Ordan aşağı düştüler.
Sadece bakakaldım arkalarından.

Hani çaresizlikler yaşarsın da, ayrılıklar, dargınlıklar, gitmeler durduramazsın hiç birini, başkasının ayrılıklarıymış gibi seyredersin ya uzaktan.
Öyleydi yağmurla, kağıt kayığın gidişi.
Uyandım.
Bitti…

Uyanmadan önce, en son gördüğüm düştüNe kadar güzel olsa da düş, bazen uyanmak gerekiyor.Zaten ya biri, ya da bir şey uyandırıyor.Saat sekizdi, elimi uzattım telefona, gözüm kapalı bulmaya çalıştım el yordamıyla.Uyanmıştım ama, hala görüyordum düşümü.Açarsam gözümü bitecekti biliyordum.Sonunu merak ediyordum çünkü.Telefonu buldum, kapattım sesini.Gözlerimi iyice yumdum.Bir sonu olmalıydı bu düşün.Ama olmuyordu.Donmuş bir film karesi gibi…

Uyanmadan önce, en son gördüğüm düştüNe kadar güzel olsa da düş, bazen uyanmak gerekiyor.Zaten ya biri, ya da bir şey uyandırıyor.Saat sekizdi, elimi uzattım telefona, gözüm kapalı bulmaya çalıştım el yordamıyla.Uyanmıştım ama, hala görüyordum düşümü.Açarsam gözümü bitecekti biliyordum.Sonunu merak ediyordum çünkü.Telefonu buldum, kapattım sesini.Gözlerimi iyice yumdum.Bir sonu olmalıydı bu düşün.Ama olmuyordu.Donmuş bir film karesi gibi…