Bereket Tanrıçası Kybele

Şimdi; hayat bana ne vermiş, neler almış, nerelere getirmiş, orda tutmuş ya da daha ileri taşımış…
Onu düşünüyorum.
Sabahları uyandığımda hep tavana bakar, uykudan sıçrayarak uyanmış telaşlı bir kedi gibi, nerdeyim ben, burası neresi der gibi, geçmişin muhasebesi içinde yeni güne başlarım.

Bugün de benim için yepyeni bir gün.
Yeni bir şeyler yapmak.
Soluk almak.
Heyecanlanmak.
Bir amaç edinmek.
Belki bir dilek tutmak ya da zaten tutmuş bir dileği hayata entegre etmek.
Onun için burdayım bugün.
Belki bir selam vermek.
Ya da selam almak icin.
Ama hep güzellikler ve mutlu hissedip, hissettirmek için burdayım.
Yola çıkmaları çok severim.
Bir çocuğun parka gitme heyecanı gibi.
Herkese bay bay deyip sarılır ya, küçük yüreği carpar, gözleri büyür, elleri terler, ben de bugün öyleyim.

“Kybele” oldum olalı, Anadolu’nun bu bereketli ve iyi niyetli Tanrısının isim hakkını iyi kullanmayı amaçladım.

“Bereket tanrıçası Kybele, Anadolu kökenli bir ana tanrıçadır. Frigya mitolojisinde bir ana tanrıça olan Kybele’ye dağ zirvelerinde tapınılırdı ve Kybele adeta doğa ile özdeşleştirilmiş bir tanrıçaydı.
Günün birinde hizmetkarına aşık oldu, ona kendisinden başka kimseye aşık olmaması için bereket yemini ettirdi ama yeminler tutulmadı ve Kybele aşık olduğu adamı bir çam ağacına çevirdi, kozalakları ise gözyaşları oldu “
Mitoloji seviyorum.
Etkiliyor beni, düş gibi geliyor.
Okurken hayal kuruyorum.
Gerçeğin içinde düş görmek güzel oluyor, bir müddet de olsa.
Çam ağaçlarına bayılırım.
Kozalak toplamadan dönmem orman gezilerinden.
Sarılırım ağaçlara, kokusunu çekerim içime.

Gözlerimi kapatırım.
Gökyüzünün mavisine bulaşır yesil çam iğneleri.
Ellerime bulaşır çam reçinesinin rengi.
Ve göğe ulaşır Kybele ‘ nin sevgisi.
Doğa bereket demektir.
Toprak, yaşadığımız gezegenin nefes alan derisidir.
Gökyüzü uçsuz bucaksız bir saten örtüdür üzerimize.
Ve Kybele, benimle birlikte yaşayan bir efsane olsun diye.
Yazıyorum işte…

Bazı şeylerin hakkını vermek gerekiyor.
Bereketiyle…

Banu Erbilgin

Şimdi; hayat bana ne vermiş, neler almış, nerelere getirmiş, orda tutmuş ya da daha ileri taşımış…Onu düşünüyorum.Sabahları uyandığımda hep tavana bakar, uykudan sıçrayarak uyanmış telaşlı bir kedi gibi, nerdeyim ben, burası neresi der gibi, geçmişin muhasebesi içinde yeni güne başlarım. Bugün de benim için yepyeni bir gün.Yeni bir şeyler yapmak.Soluk almak.Heyecanlanmak.Bir amaç edinmek.Belki bir dilek…

Şimdi; hayat bana ne vermiş, neler almış, nerelere getirmiş, orda tutmuş ya da daha ileri taşımış…Onu düşünüyorum.Sabahları uyandığımda hep tavana bakar, uykudan sıçrayarak uyanmış telaşlı bir kedi gibi, nerdeyim ben, burası neresi der gibi, geçmişin muhasebesi içinde yeni güne başlarım. Bugün de benim için yepyeni bir gün.Yeni bir şeyler yapmak.Soluk almak.Heyecanlanmak.Bir amaç edinmek.Belki bir dilek…