ACTA BİN VERBA/ Laf değil hareket

En meşakkatli yolmuş, insanın kendini affetmesi..
Herkesi affedebiliyorsun,
Herkesle yüzleşebiliyorsun,
Herkese bahaneler, amalar, fakatlar bulabiliyorsun.. En karanlık, en can acıtan, en dibe vurmana sebep “insanlara” bile bahaneler arıyorsun, buluyorsun…
O sebeplere sığınıyorsun..
Herkesi affediyorsun, affedebiliyorsun…..
Onlar herkes zaten, herkes onlar..
Yani senin dışında, senden uzakta, belki bir adım, belki birkaç adım, belki de uzak, çok uzak..
Affediyorsun, çünkü affetmemek onları taşımak, taşımaya devam etmek aslında ….
Kendine de iyilik ediyorsun belki de..Belki de…

Kendine yapacağın asıl iyiliğin kendini affetmek, kendini sevmek, kendine gülümsemek, kendi elini tutmak, kendine yol almak olduğunu bile bile uzaklaşıyoruz kendimizden…
Keşkeler handikap geçtiğimiz, yürüdüğümüz yollarda..
Ve ne yanından geçmek istiyoruz o engellerin, ne de üzerinden atlamak..
Hep tökezleyip düşüyoruz, hep takılıyoruz, hep buluyoruz keşkeden ibaret kocaman bir sebep daha, kendimizi biraz daha hırpalamak için…
Kendi canımızı yakmak için..
Hep en sona biz kalıyoruz, hep en son olan biziz, ben…
Belki de başkalarından, onlardan, herkesten bize biz kalmıyor…
Bana yetecek ben yok artık bende…
Belki de…
Niye ki, “en sona bırakır insan kendini”
Niye ki…En kör kendimize oluruz, en sağır kendimize…
Kaçış, kendine sevgisizlik, korku, kendini cezalandırmak, bilinmeyenden çekinme, ürkeklik, temkinli olmak, yeniden başlama korkusu…Hepsi, hepsi mi!!!
Kendine dönmeden, kendini görmeden, kendini sevmeden, affetmeden, kendinle barışmadan bir hayat yok, güzel bir hayat yok, anlamlı bir hayat yok… Varmış gibi olan, gibi gibi. Yani kandırmak kendimizi. Ve hep kanma, hep kandırılma süresiz değil.. Kendini bile insan, hep kandıramaz. Uyanmak kaçınılmaz…Adı hayat olan o kadim öğretmen yine, yeniden önümüze getirecektir kendimizle ilgili sınavları ve dersleri…Yine, yeniden, hep…
Ne zaman ki kendimizi affederiz, severiz, kendimizle barışırız, biter sınavlarımız bu alanda, bir üst sınıfa geçerek hem de..
Öğrendim, öğrendim… Öğrenciliğe devam ederek..

Canan Kayışlı

En meşakkatli yolmuş, insanın kendini affetmesi..Herkesi affedebiliyorsun,Herkesle yüzleşebiliyorsun,Herkese bahaneler, amalar, fakatlar bulabiliyorsun.. En karanlık, en can acıtan, en dibe vurmana sebep “insanlara” bile bahaneler arıyorsun, buluyorsun…O sebeplere sığınıyorsun..Herkesi affediyorsun, affedebiliyorsun…..Onlar herkes zaten, herkes onlar..Yani senin dışında, senden uzakta, belki bir adım, belki birkaç adım, belki de uzak, çok uzak..Affediyorsun, çünkü affetmemek onları taşımak, taşımaya devam…

En meşakkatli yolmuş, insanın kendini affetmesi..Herkesi affedebiliyorsun,Herkesle yüzleşebiliyorsun,Herkese bahaneler, amalar, fakatlar bulabiliyorsun.. En karanlık, en can acıtan, en dibe vurmana sebep “insanlara” bile bahaneler arıyorsun, buluyorsun…O sebeplere sığınıyorsun..Herkesi affediyorsun, affedebiliyorsun…..Onlar herkes zaten, herkes onlar..Yani senin dışında, senden uzakta, belki bir adım, belki birkaç adım, belki de uzak, çok uzak..Affediyorsun, çünkü affetmemek onları taşımak, taşımaya devam…