Türkiye’de Kadın Olmak

0
Türkiye'de Kadın Olmak
Türkiye'de Kadın Olmak

Hiç baktınız mı daha önce Kadın kelimesi ne anlama geliyor diye? Bugüne kadar ben de bakmamıştım. Ta ki bu yazıyı yazıncaya kadar. Türk Dil Kurumu sitesinde yer alan Kadın kelimesini aynen kopyalıyorum:

1. isim Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen:
2. 
sıfat Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan.

3. isim, mecaz Hizmetçi bayan.

4. isim, eskimiş Bayan.

Sanırım “Kadın” kelimesinin anlamı değişmediği sürece cinsiyet eşitsizliğinde, kadınlar ; her zaman mağdur durumda kalacaklar.

Geçenlerde bir erkek arkadaşımla sohbet ederken, evlenmek istediğini belirtti. Neden evlenmek istediğini sorduğumda ise aldığım cevaba aslında çok da şaşırmamıştım.

Yemek yapmak, bulaşık yıkamak, hayatını bir düzene sokmak için birine ihtiyacı olduğunu belirtti. Sadece bu arkadaşım mı böyle düşünüyordu? İstisnalar dışında evet geneli böyle düşünüyordu. Bu cevapta hoşuma giden tek bir şey vardı;” Düzenli hayat”.

Hani duyarız ya “yuvayı dişi kuş yapar”.

Daha onlarca söz yazabilirim de acaba bu sözlerin hangisi günümüzde Kabul görüyor o da tartışılır. Hatta tartışmaya da kapalı hiç bir şekilde Kabul görmüyor.

Yazı yazmaya başladığımda bir takım araştırmalar yapıp yazmaya başlıyorum. Toplumda başarılı olan kadın sayısı yükseldikçe o toplumun da refah seviyesinin artmış olduğunu gördüm hep.

Neden ülkemizde “Kadın” üzerine siyaset yapılan, haklarını korumaya kalktığında sindirilen, sözü ve uygulamaları dikkate alınmayan, hele hele bir de  bir şeyleri ifade etmeye çalıştığında “ çok konuşan damgası” yiyen, boşanmış ise zavallı gibi bakılan, hem boşanmış hem anne ise milyonlarca bakış açısını üzerine çeken bir konumda olmak zorunda?

Doğduğun ülke kaderin mi acaba? Özellikle küçücük bir bebekken başlıyor travmalar öyle değil mi? Kırsal kesimde sokakta oynayacak yaşta iken evlilik gözüyle bakılan, adet olduğunda  ise ötekileştirilmeye başladığı bu yaşlardan başlıyor sindirilmeler. Ha bir de vücudu değişmeye  başladığında da üzerinde  toplanan gözleri de unutmayalım.

İşte bu ülkede kız çocuklarının çoğu bu sindirilmeler ile büyüyor. Okumaya hakkı yok, gelişmeye hakkı yok, ifade etmeye hakkı HİÇ yok.

Ya bir ailede Kadın? Bir de böyle bakalım. Ev işi çocuklar, eş darken yaşamla ilgili ne varsa derleyip toplamak zorunda. İşte yukarıda da dedim ya düzenli hayat. Çok doğru. Kadın yaradılışı gereği daha disiplinlidir. Doğası, kimyası, biyolojisi, fiziği, matematiği ile bir bütündür. Fakat tüm bu sorumlulukları üzerine alan Kadınlar “Ev Kadını”oluyor. Şu hayatta sorumlulukların en büyüğü iken, bizde çalışmayan evde oturan gözüyle de bakılıyor değil mi? Ekonomik özgürlüğü kısıtlı, sözünün dikkate alınmadığı, vasıfsız bir nitelik olarak değerlendirilmesi ne zaman son bulacak acaba?

Peki ya kadın dışarıda çalışıp para kazansa bu algı bitiyor mu? Kesinlikle bitmiyor. Çünkü çalışsa da akşam eve geldiğinde yemeği yapacak, temizlik yapacak, tipik rutimn işlerin üstesinden gelecek. Yazdıkça düşünüyorum da, kadın hor mu görülüyor yoksa erkek baş tacı mı ediliyor? Acaba bunlardan hangisi oluyor? Kabul edelim. Erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz. Eşine her konuda destek olan bir erkeğin arkadaşları tarafından kılıbık baskısına maruz kaldığı, hayatı paylaşmanın tam olarak ne anlama geldiğini anlamadığımız bir ortamda büyüyoruz.

Erkeğin, evli de olsa bekar da olsa  herşeyi kendine hak gördüğü bir toplumda yaşadığımız sürece evlilikler de zedelenmeye mahkum oluyor.

Neredeyse son zamanlarda o kadar çok karşıma çıktı ki bu cümle, kadın öğrenirse çocuklarına da öğretir. Belki de bundandır kadınların sindirilmesi, susturulması, kısıtlanmaları.

Ezbere yaşamayı bırakmadığımız sürece, böyle devam edecek. 

Bir evde bir kadın mutluysa, aile de mutludur. Bir ülkede kadına verilen değer ne kadar fazla ise o toplumların  gelişmesini hiç bir şey engelleyemez. Yaradılış gereği, her ne kadar eşit olmasa da cinsiyet ve hukuk bakımından eşitlik sağlandığında ülkeler çağ atlayacak.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz