Bipolar Bir Annenin Anlattıkları

0
960
Bipolar bir annenin anlattıkları
Bipolar bir annenin anlattıkları ve bipolarlık nedir

Bipolar bir annenin anlattıkları isimli yazımızda 32 yaşında dünyalar güzeli bir annemiz var. Bipolar nedir? Önce açıklamasını yapalım, sonrasında da yazımızı ekleyelim.

Bipolar bozukluk kategorileri

Bipolar bozukluklar, bir kişinin ruh hali, enerjisi ve işlev görme yeteneğinde değişikliklere neden olan beyin bozukluklarıdır. Bipolar bozukluk, üç farklı durumu içeren bir kategoridir – bipolar I, bipolar II ve siklotimik bozukluk.

Bipolar bir annenin anlattıkları ile yola çıkarak birtakım bilgiler de vermek gerektiğini düşünüyorum. Bipolar bozukluğu olan insanlar, duygudurum dönemleri adı verilen, farklı zamanlarda ortaya çıkan aşırı ve yoğun duygusal durumlara sahiptir. Bu duygudurum dönemleri manik, hipomanik veya depresif olarak kategorize edilir.

Bipolar bozukluğu olan kişilerde genellikle normal ruh hali dönemleri de vardır. Bipolar bozukluklar tedavi edilebilir ve bu hastalıkları olan kişiler dolu ve üretken bir yaşam sürdürebilir. 32 yaşında dünyalar güzeli bir annemiz var. Öncelikle buradan kendisine, yaptığı açıklayıcı paylaşım için sonsuz teşekkürler etmek istiyorum.

Bipolar bir annenin anlattıkları yaşadıkları tamamen gerçektir.
Merhaba ben 32 yaşında . 15, 12 ve 9 yaşlarında 3 kız annesiyim. Evet ben bir bipolar hastasıyım. İnternete bipolar yazdığı zaman hep aynı şeyleri okursunuz. Ama bu defa sizlere bu hastalığı bir de yaşayanın birinden aktarmaya çalışıcam. Herşey bundan 6 sene önce başladı. 3 yıl boyunca majör depresyon tanısı ile doktor doktor gezdim. Mart ayının son günleri yine depresyondan muzdarip olan ben bu defa erenköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden randevu aldım. Randevu nisanın 2. Haftasıydı.

Depresyon için hiç ilaç kullanmıyordum. 14 yaşında annemin astım haplarını ettiğim intihardan sonra hap içemiyordum. Randevu tarihi gelmişti.

Doktor beni odasına davet etti.

Buyrun nedir şikayetiniz ?

Ben depresyon hastasıyım ama bir kaç gündür kendimi iyi hissediyorum.
Konuşmaya başlamıştım. Ama ne konuşma kendimi durduramıyorum, konudan konuya atlıyorum 15 dakikalık zamana belki 10000 kelime sığdırmış olabilirim…

Konuşurken ellerim benden bağımsız hareket ediyor ,resmen orkestra yönetiyor gibiydiler. Konuşurken aşırı heyecanlı bir okadar mutluydum doktora çoğu şeyi gülerek anlattım. Ve ara verdiğim anda doktor araya girdi.

“Ayşe hanım siz depresyon hastası değilsiniz siz bipolar hastasısınız.” Dedi.

Tabi ben dururmuyum; “ne polar ne polar benim bildiğim bi tek polar var oda kafelerde üşüdüğümüz zaman garsondan istediğimiz polar” dedim. Bu cümle karşısında doktor daha fazla dayanamadı ve kahkahayı patlattı ve bana vaktimiz kalmadığı için bipoları kısaca anlattı.

Manik depresif denirmiş diğer adına. Kâğıda düz bir çizgi çizdi bu normal insanların yaşadığı hayat yani stabil hayat dedi. Ve çizgiyi aşşağıya indirdi biraz düz çizdikten sonra bu defa yukarı çizgi çizdi. Bu sizin duygu durumunuz dedi. Ya depresyondasınızdır yani en dipte yada bugünkü gibi yukarıdasınızdır ortası yoktur.

Sizi stabil tutabilmek için ilaç yazıcam 15 gün sonra kontrole bekliyorum dedi ve ayrıldık. Eve gelir gelmez ilk işim bilgisayarı açıp google amcaya bipolar yazmak oldu.

Okuduğum her kelime resmen beni anlatıyordu.

O gün ben 26 senedir karakterim zannettiğim şeyin bir hastalık
olduğunu anladım. Bu okadar zordu ki. İnternette bipolar bayanların mümkünse anne olmaması gerektiği yazıyordu. O zaman hadi ordan dedim.

Kızlarımı kimseden destek almadan tek başıma büyüttüm çünkü. Büyütmeyede devam ediyorum. Daha sonra facebook ta bipolar gruplarına üye oldum. Ve yanlız olmadığımı öğrendim benim gibi bir sürü insan varmış. Grupta sürekli atak geçiriyorum yazanlar oluyordu.

Ozamanlar atak kelimesini anlamakta zorluk çekiyordum. Benim bildiğim atak sara hastalarının geçirdiği ataktı sadede. Bu atakta öyle bir şeymi diye düşünüyordum. Zamanla öğrendim. Atağın ne olduğunu.

Depresyon atağı geldiği zaman kendimi kabuğuma çekiyor suspus oluyordum. Hipomanide ki o toz pembe hayat bi anda simsiyaha bürünüyor kolumu kaldıracak takatim kalmıyordu.

Sadece evde yemek yapabiliyordum. Akşam yemeği yendikten sonra köşeme çekilip öylece susuyordum. O dönemde herşeye ağlayabiliyor insan.

Eşimi akşam gelirken ekmek al diye aradıktan sonra ağlamaya başlıyordum. Şimdi çok komik geliyor düşününce. Depresyon günlerce sürüyordu ve bir sabah uyanınca yine o tos pembe bulutlarla çevrili
buluyordum etrafımı.

İlk yaptığım iş tv de sonses şarkı açıp bağıra bağıra şarkı söylemek deliler gibi dans etmek oluyordu. İçimde tarifi imkansız mutluluk bitmek bilmeyen enerji oluyordu. Hipomanide araba kullanmak ayrı zevk veriyordu. Riskli davranışlar sergiliyordum araba ile. Işıklarda pati çekerek kalkmalar spin atmalar.

Bir bayanın değil çoğu erkeğin yapamadığı hareketler sergiliyordum. O dönemde özgüven patlaması yaşıyordum. Fönümü çekmeden makyajımı yapmadan bakkala gitmezdim.

Depresyonda hiç bir paylaşım yapmayan ben hipomanideyken boy boy fotoğraflar çekilip yüklüyordum. Aşırı paylaşım yapıyordum. Günlerce hiç uyumadan sabahlıyordum. Ve enerjim hiç bitmiyordu.

Eve gitmek istemiyordum. Hiç unutmam bir atağımda doktorumun verdiği uyku ilacını eşimin kahvesine katıp gece bağdat caddesine arabalarla yarış yapmaya gitmiştim. Makas atmalar hız yapmalar vs. O anlarda bunların bir hata olduğunu idrak edemiyordum.

Aşırı para harcamaların olurdu. Gereksiz olduğu halde bir gün lazım olur diye çok şey almışımdır. Mesela evimde 8 tane farklı farklı limon sokacağı bulunur. Doktorun yazdığı ilaçları alıp birköşeye atıyordum. İlk 2 yıl ilaç tedavisini reddettim.

Ben hasta değilim herşey benim beynimde bitiyor diyordum. Taki 2 yılın sonunda arabamızla kaza yapıp depresyona girene kadar. Evimize giderken dönüş yapmak için durduğum zaman arkadan başka bir aracın çarpması sonucu aracımız pert oldu. Şükür kızlarıma eşime bir şey olmadı. Ama beni çok ağır depresyon bekliyordu. Tam 18 gün uyuyamadım. Gözlerimi kapattığım anda kaza anı geliyordu gözlerimin önüne.

Çarpma sesi kulağımdan gitmiyordu. Bu arada bu hastalık evliliğimi bitmesine sebep olmuştu. Eşimin hastalığımı kabul etmemesi senin hiç bir şeyin yok sen hastalığı bahane ediyorsun vb kelimeleri bizi bitirdi. Severek ayrıldık. İstanbul’u terkederek Yalova’ya annemin yanına taşındık kızlarımla. 35 metre kare evde 7 kişi yaşadık 6 ay boyunca. Annem ile o dönemler anlaşamıyordum. Hayatı resmen zindan ediyordum onu bir türlü affedemiyordum.

Bir gün eşimle görüntülü konuşurken eşim ben ters giden şeyler olduğunu anladı ve beni istanbul a davet etti. Gel seni hastaneye yatırayım dedi. Ertesi gün hastaneye gittik. Kronik kalp astım en önemlisi akciğerine kan pıhtısı attığı için
erenköy yada bakırköy gibi hastanelerde yatmam mümkün değildi. Yoğun bakımı olan bir hastanede yatmam şartmış. Marmara üniversitesine gittik ancak yer olmadığını yatış yapamayacaklarını söylediler. O gün başhekime çıktım. Ve durumunu anlattım.

Bakın bu hastalık yüzünden ben kızlarıma annelik yapamıyorum.

İsteyin size bi uzvumu vereyim alın alın kolum bacağım sizin olsun ama yeterki bu hastalığı alın benden diyerek ağladım. Bu nasıl bir çaresizliktir anlayamazsınız. 1 hafta sonra hastaneden aradılar ve yarışım yapıldı. 15 gün yattım hastanede. Lityum seviyem istenilen düzeye çıkınca taburcu edildim.

15 gün boyunca 4 defa hipomani atağı geçirince hızlı döngülü bipolar olarak değişti tanım. Hastaneden çıktıktan sonra ilaçlarımı gün be gün atlamaya başladım. Hastanedeyken saat 23.00 de uyurduk ama evde çocuklarla bu pek mümkün olmuyordu. Derken ilaçlarımı kullanırken bir gün depresyon yapışınca yakama ilaç kullansamda atak geçiriyorum kullanmasam da dedim ve ilaçlarımı tamamen kestim.

Daha sonra bu hastalıkta aylık depo iğne olduğunu öğrendim. Vurdurduktan sonra 1 ay boyunca atak geçirmiyormuşsun. Doktorlar bu ilacı yazmamak için yemin etmişti resmen.

En sonunda Yalova’daki doktorumu ikna ettim ve ilaca yeniden başladım. İlk dozu kırmızı alanda monitörize ederek verdiler. Benim için çok riskli olabilirmiş. Şükür bir şey olmadı. 24 ay boyunca düzenli bir şekilde vurdurdum iğnemi. Beni 3 hafta stabil tutuyor 4. Hafta atak geçirmeme engel olamıyordu ama hafif geçiriyordum atakları. 25. Ay geçtiğimiz mayıs ayında stabil hayattan sıkılan ben birazda hipomaniye özleyince iğnemide bıraktım. Yaz aylarında hipomani ağırlıklı ataklarımız olur son bahar kış ayı ise depresif oluruz.

Mevsim geçişlerinde atak kaçınılmazdır. Ve haziran ayında istediğim oldu özlediğim hipomani gelmişti. Mutluydum ama bu mutluluk fazla sürmeyecekti. Karma epizod a gireceğim aklıma gelmemişti. Karma epizodda stabil bir an olmuyor 3 gün hipomanideyseniz 4 gün depresyondasınızdır. Ve bir süre sonra intihar kaçınılmazdır. 6 yıl boyunca her depresyonda intihar düşüncelerimi kendi telkinimle ört bas eden ben sonunda yaptım. Çok fazla sayıda kırmızı reçeteli hap içtim. Haplar suda anında eridiği için midemin yıkanması imkansızdı.

Kendime geldiğince 4 gün hafıza kaybı yaşadım. Kafası kesilmiş tavuk gibi ordan oraya vurdum. Bir yaprak misali savruldum ve hastaneye sığındım yatış verdikleri an kırmızı alandan kaçtım. 4 gün sonra kendimi yeniden kırmızı alanda buldum. Ve yatışı bu defa kabul ettim.

Bi anlık kararla 3. Günün sonunda tedavi reddi imzalayarak hastaneden çıktım. Şimdimi nasılım iğne tedavime geri başladım. 2. Dozumu vurundum ataklar halen devam ediyor. Ama sabretmeliyim biraz daha sabır kızlarım için sabır edicem ve bir daha ilacımı hiç kesmeden devam edicem. Bu hastalık ömür boyu benimleyse onunla yaşamayı öğrenicem.

Çünkü buna mecburum.

Ya işe bipolar bir annenin anlattıkları ile başka insanlara da ışık tutmak amacıyla yazıyı yayınlamak istedim. Beni kırmadı. Bu yüzden ona sonsuz teşekkürler ediyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz