Obsesiflik ile İlgili Gerçekler

0
obsesiflik ile ilgili gerçekler
obsesiflik ile ilgili gerçekler. Bu,bir kadının birçok kişiye yol göstermesi idi

Obsesiflik ile ilgili gerçekler hakkında araştırma yaparken, bir Facebook grubunda karşılaştım kendisiyle. Rica ettim. “Yazmak istiyorum” dedim. Memnuniyetle dedi. Obsesiflik ile ilgili gerçekler hakkında bilgileri aktarırken bu;bir kadının birçok kişiye yol göstermesi idi. Yazısı o kadar samimi, bir o kadar da iyileştirici idi. Ben en çok bu güvene hayran kaldım. Eminim bir çok kişiye de ışık tutacaktır. Sevgili Işıl Camgöz’ ün de izni ile yazıyı aşağıda bulabilirsiniz.

Merhaba;

Bu gece bir posta yazdığım cevaplara istinaden hikayemi anlatmamın iyi olacağı söylendi. Ben de burada sizinle hikayemi paylaşmayı uygun görüyorum. Belki birilerine faydası dokunur. Obsesiflik ile ilgili gerçekler hakkında yazarken en başlarına değinmek istiyorum.

15 yaşımda abim gibi bildiğim amcamı trafik kazasında kaybettikten sonra bende kademeli bir titizlik başladı. Lise yıllarım çok güzel geçtiğinden bu yavaş yavaş artan titizlik halinin üstesinden gelebildim. Ancak üniversitede istemediğim bir okul olan İstanbul Hukuk’ta okurken hastalığım arttı. Günde 12 defa yıkanmaya başlamıştım. Banyodan çıkar çıkmaz yeniden yıkanmak ihtiyacı hissediyordum. O zamanlar doğal gaz yoktu. Haftada bir tüp günde bir kalıp sabun bitiriyordum. Babam bunun önüne istersem geçebileceğimi mahsus yaptığımı falan söylüyordu.

Nihayetinde annem dayanamayıp beni psikiyatriste götürdü. Obsesif kompulsif bozukluk hastasıydım. Daha sonraki yıllar doktor doktor gezmekle geçti. İnanın piyasadaki bütün doktorların kapısını çalmışlığım var. Bir doktora şimdiki parayla vizitesine 1500 lira falan vermişliğim var.Uzun yıllar iyi olamadım, hatta kötü oldum. Hastalık benim deyimimle mutasyona uğradı ve hiv yani aids takıntısı başladı bende. Erkek arkadaşlarımın burnundan getirdim ilişkileri. Sonunda kimse benimle beraber olmamaya başlayınca sebepsiz yere hiv kaptığımı düşünmeye başladım. Olmadık şeyler uyduruyordum.

Mesela bir keresinde tahlil için bir labaratuvra gittim. Doktor beni bir an yalnız bıraktı. O an oradaki bir iğneyi kendime batırdığımı ve hiv kaptığımı sandım. İnanın bu düşünceler bir iki saniye içinde oluşuyor ve hiç yapmadığınız şeyleri yaptığınıza inanıyorsunuz. Kendime iğne batırdım, biri bana virüs enjekte etti vs…Bu arada okul bitti. Meslek hayatını da hiç sevmeyince yine bir atak yaşadım.

Bu sefer Lape Hastanesi’ne yatırdılar beni. Açığında iyileşemeyince kapalısına yatırdılar . 8 kere ekt aldım. Yine de iyileşemedim. Ta ki şimdiki doktorumla tanışana kadar. Neyse ki Dr. Cem Ataklı ile tanıştım ve beni adam akıllı iyilştirdi. 7senedir okb anlamında hiçbir şikayetim yok. Gerçi sonra hayatla ilgili başka sıkıntılar yaşadım. Mesela yaş gelmiş 37ye(iyileştiğimde bu yaştaydım)iş deneyimi yok, çok yorgunsunuz, çalışamıyorsunuz, oysa para lazım falan. Borçlarım vardı, kredilerim vardı. Avukatlık zinhar yapamıyordum. Yani bir mesleğim yok gibi bir şeydi. Sekreterlik işlerine başvursam fazla vasıflı bulunuyordum.

Lise mezunuyum desem vasıfsız bulunuyordum. Yıllarca işsiz takıldım. Sonunda internet içerik yazarı olarak yazmaya başladım. Bu sefer de freelance işlerde paramı vermediler. En son vintage eşya ticareti yapacaktım(bu işi iyi biliyorum)pandemi çıktı. Neyse ki ailem bana destek oluyor. Yani maddi olarak çok lüks bir hayatım yok ama ailemin maddi durumu iyi olduğundan ve destek olduklarından dolayı mağdur değilim :)Yine de çalışıp bir işe yaramak isterdim. Kendimi biraz işe yaramaz hissediyorum.

Bir de ailem çok çalışkan fertlerden oluşuyor, onların yanında iyice eziliyorum. Neyse bu başka bir konu:) Şimdiii, psikiyatri hastalıkları, özellikle okb ile ilgili birkaç uyarı yapmak isterim: Bu tür bir rahatsızlığınız varsa lütfen doktora gitmeye çekinmeyin. Siz deli değilsiniz, sadece hastasınız! Ben böyle bir rahatsızlığım olduğunu hiç saklamadım. Ve çoğu kişi bana danıştı doktor vs için. Doktora gitmek istemeyen ama ciddi rahatsızlıkları olan yakınlarınız varsa durum okb’den ya da nevrotik bir diğer hastalıktan daha ciddi olabilir.

Çünkü deneyimlerime göre genellikle nevrotik rahatsızlıkları olanlar durumdan rahatsızdır ve tedavi olmak isterler. Kişilik bozukluğu ya da şizofreni gibi durumlar yaşayanlar ise tedaviden kaçınırlar.

Bu kesin bir bilgi değil, benim tecrübem!!!Kimseyi doktora gitmeye zorlayamazsınız. Bu ne yazık ki işin kötü yanı. Kimseye ilaç tavsiye etmeyin ve siz de kafanıza göre ilaç almayın. En basit bilinen bir ilacı bile lütfen doktora sormadan, eş dost tavsiyesiyle almayın. Doktorunuzun verdiği ilaçları lütfen doktora sormadan, aniden kesmeyin!İnanın daha kötü geri döner hastalık! Spor yapın, yürüyüş yapın. Yazı yazın. Çok iyi geliyor inanın. Yeşim Cimcoz, Yazarak Hafifleyin kitabını tavsiye ederim.

Bu tarz başka kitaplar da bulabilirsiniz. Destek gruplarınız olsun. İsterseniz buradan da oluşturabiliriz. Benzer sıkıntıları yaşayan insanların birbirlerini desteklemeleri çok önemlidir. Şu pandemi ortamında zor da olsa mümkün olduğunca sosyalleşin. Mizaha dadanın. Hayata esprili tarafından bakın. Espri yeteneğinizi geliştirin. Ben 28 yaşımda rahmimden ur aldırdım. Biyopsi sonucu iyi çıktığında kardeşim ur için “tabii iyi huylu olacak, sen büyüttün onu” demişti de çok gülmüştüm. Komik tarafından bakmaya çalışın.Komik şeyler okuyun, seyredin. Kötü düşünceleriniz sizi korkutmasın. Bir doktor bunlara çöp düşünce adını takmış. Çöp düşünce sadece bir düşüncedir. Bazı spritüel inanışlar düşündüğümüz şeyleri kendimize çektiğimizi söyler. Doğruluğunu yanlışlığını tartışmak istemem, herkesin kendi inancı.

Ancak böyle düşünürseniz anksiyete halindeyken aklınıza gelmesini engelleyemeyeceğiniz kötü düşünceler gerçek olacak sanıp iki kat korkabilirsiniz. Bunu yapmayın! Doktor hasta ilişkisi teröpatik bir ilişkidir ve bu tedavinin yüzde ellisini oluşturur. Diğer yüzde elli ilaç ve placebo etkisidir.

Demek istediğim size hitap edecek doktoru bulmak zaman alabilir. Birine iyi gelen diğerine gelmeyebilir. Bu biraz kimya işidir. Pahalı doktor iyi demek değildir. Ya da iyidir de size uymayabilir. Devlet ya da üniversite hastanelerinde size ayrılan zaman çok azdır. Bu yüzden öyle eni konu bir tereapi beklemeyin ama devlet ve üniversite hastanelerinin özel terapi merkezleri vardır. Buralar genelde yılda iki kere hasta kabul eder ve 6 ay ya da bir yıllık terapi programları yürütürler.

Erenköy Devlet Hastanesi’nde var mesela. Pandemi nedeniyle ara verdiler ama takipte kalın. Özel sigortalar psikiyatri masraflarını karşılamazlar. Tedavi için gitmeseniz bile ilaç yazdırmak için devlet hastanesine gitmeniz masraflarınızı azaltacaktır.Hikayem ve önerilerim böyle. Umarım sizi sıkmamışımdır. Bir de şimdi gördüm bir arkadaş hastane dönemi nasıldı demiş.

Ben Lape’de yattığımdan oldukça iyiydi. Kapalıda yatarken yalnız bir şey anlamıyorsunuz. Genellikle uyuyorsunuz. Devlet Hastanelerinde yatmak ise ne yazık ki pek hoş değilmiş. Hatta bir keresinde Bakırköy’ün aciline gitttim. O kadar kötüydüm ki beni yatırın dedim. Doktor yatarsam daha kötü olacağımı söyledi. Lape’de özel odada kalıyorsunuz, devlet hastaenlerinde ise koğuş var, sizden daha kötü bir çok hasta var, kendinizi daha kötü hissedersiniz dedi. Bu, yani obsesiflik ile ilgili gerçekler ne yazık ki Türkiye’nin kanayan bir yarasıdır. Psikiyatri hastası iseniz deli paralar harcamanız gerekebilir.

Sevgiler, sağlıklı günler.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz